Kral Kelebeği Bir gün Yok Olduğunda Hepimiz Sorumlu Olacağız, Neden mi?

Monarch olarak da bilinen Kral Kelebekleri, kelebek türleri içinde en özel olanlarıdır. Bunun birkaç sebebi var- sizlerle paylaşmak istiyorum,

  • Kısa süren hayatlarına rağmen hem en uzun süre göç eden hem de en uzun mesafeyi yapan tek türdür.
  • Göç şekilleri ise kuşlardan çok daha karmaşık kalıyor. 4.800 km’yi tam 72 günde tamamlayan muhteşem bir doğa mucizesini 2005 yılında National Geographic’den Vico Gutierrez adlı bir gözlemci izleyerek kaydetmeyi başarmış.
  • Kral Kelebekleri göç boyunca pek çok kez fırtına ve şiddetli yağmura denk gelir- ve savrularak yön değiştirmek zorunda kalsalar dahi hiçbir zaman kaybolmazlar. Rüzgârda savrulup hiç bilmediği rotalara girmek zorunda kalsa dahi yine de ulaşması gereken yere her seferinde ulaşır ve de doğru zamanda ulaşır.
  • Kral kelebekleri göçü tamamlayıp Kanada’dan Meksika’daki Dağ ormanlarına ulaştıklarında kış uykusuna yatar ve bu sure 4 ay sürer.
  • Gizemli olan bir diğer özellikleri ise, göçleri boyunca geceyi geçirmek için seçtikleri ağaçlar! Seçtikleri bu ağaçların türleri önemli değil çünkü her gece başka tür bir ağaçta konaklarlar ancak durumu ilginç kılan farklı zamanlardaki göçleri için de hep bu ağaçlarda konaklıyor olmaları.

Bana göre, her yıl soğuklar yaklaşınca Kanada’dan Meksika’ya göç eden Kral kelebeklerini en özel kılan şey, 1 yıla tam 4 nesil yaşam sığdırabilmeleri!

İlk nesil, Meksika’daki dağ ormanlarında kış uykusuna yatar, ilkbahar geldiğinde çiftleşerek göç için yola çıkarlar. Birinci nesil Amerika’nın güney kıyılarına ulaştığında yumurtlar ve yaşamları son bulur.

İkinci nesil ise yumurtadan çıktıktan kısa bir sure sonra göçü tamamlamak için Kanada’ya doğru yola çıkar. Bu yeni doğan neslin göçü devam ettirmeleri ise tamamen içgüdüsel olarak gerçekleşir. Ancak bu nesilde yaşam döngüsü dolmak üzereyken Amerika’nın kuzeyinde ve Kanada’nın güneyine yumurtlar ve yaşamlarını tamamlar.

Üçüncü nesil, doğduktan sonra göçün son noktası olan Kanada’nın kuzeyine doğru tamamen içgüdüsel olarak yola devam ederler. Bu nesil de Temmuz ayının sonunda yumurtlarlar ve hayata veda ederler.

Ve son nesil olan dördüncü nesil, üreme organları henüz gelişmediği için, ancak Meksika’nın dağ ormanlarına ulaşacak ve baharda da yumurtalarını bırakacak kadar yaşarlar. Bu yaşam süresi ise önceki nesillerden daha uzundur (6ay)  Ekim ayının sonlarına doğru Meksika’da bulunan dağ ormanına ulaşarak 4 ay sürecek kış uykusuna yatarlar.

 

Peki, kral kelebeği bu kadar uzun bir göç yoluna nasıl hazırlanıyor?

Bu da çok muazzam bir doğa olayı, çünkü yolculuğa başlamadan önce çiçek özleri ile beslenerek kendilerini ağırlaştırırlar.

4800×2=9600 KM’lik yolculuk inanılmaz bir döngüdür ve tamamen içgüdülere dayanarak gerçekleşir. Özetle,, anne & baba ile başlayan yolculuk çocuklara  devredilirken  çocuklardan da torunlara devredilir. Ve torunların çocukları ile son bulur- ve aynı döngü tekrar başlar.

Kral kelebeklerinin bu inanılmaz  yaşam ve göç döngüsünün gerçekleşmesi için  ağaçların ve çiçeklerin onlara hizmet etmesi gerekir.

Çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olan dünyamızda her geçen gün kuraklaşan topraklarda gün gelip de artık çiçeklerin yetişemeyeceğini, yetişse dahi beklenmedik mevsim değişiklikleri nedeni ile olgunlaşmadan solacaklarını dikkate aldığımızda,  kral kelebeklerinin göç yolunu tamamlaması için ihtiyaç duydukları besinleri alamayacaklarını düşünmek dahi çok acı.

Ormanların her geçen gün insan eli ile artan tahribatı da bu inanılmaz kelebek türünün göç boyunca dinlenmek için kullandığı ağaçların yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor.

Dünya olarak, toprağı hoyratça  kullanmaya devam edersek,, sadece toprak altı ve toprak üstü yaşama değil , oradan beslenerek hayatlarını devam ettiren  bu inanılmaz hayvan türlerininim de son bulmasına sebep olacağız…

Bu gidişe dur demek için çok geç değil, hala bir umut var!

Gelin topraklarımıza sahip çıkalım, onları doğal yollarla besleyip güçlendirelim,  toprak içindeki organik madde oranının artması için çalışalım.  Toprakla insan arasında alan ancak hepimizin tekrar hatırlaması gereken bir bağ, doğal bir döngü var. O da topraktan aldığını yine toprağa vermek.

Nasıl mı?

Topraktan elde ettiğimiz gıdaların atıklarını yine toprakla buluşturmak için Kompost yaparak.

Kompost, toprak için en doğal besin kaynaklarından biridir.  Ve her türlü mekânda kompost yapılabilir.

Hatta yaşadığımız alanlarda günlük olarak açığa çıkardığımız gıda atıklarımızı kompostlaştırarak başlayabiliriz.

Unutmayın, her bir birey bir adım atarsa bütünde büyük bir dönüşümü başlatabiliriz.

Kral kelebekleri özgürce uçmaya devam etsin !

Sevgiler,

Dönüştür Gitsin

Paylaş

Yorum yap

Bülten Aboneliği

Bizden haberdar olmak için lütfen kayıt olun

    dev
    error: Content is protected !!